Rating

Her halde bir kitap yorumcusu olarak en zor olan şey, tanıdığın birisinin yazdığı kitabı okuyup yorumlamak. Ayşe Sarızeybek ile seneleeeer önce çok büyük bir manevi yolculuk sırasında tanıştım. İçimden bir ses Konya’ya gidip Mevlana’yı, Şems’i ziyaret etmem gerektiğini söyledi ve bu turun başında Ayşe Ablam vardı. Birkaç günlük bir geziden geriye çok tatlı bir dostluk ve yoğun duygular kaldı. Sonrasında hiç kopmayan bir iletişim ve ara sıra yapılan telefon görüşmeleri ile yakaladığım huzurlar bana emanet oldu. İşte böyle birisi kitap yazınca “ya ya beğenmezsem kitabı, o zaman ne yapacağım, ne yorum yapacağım ” korkusu oluşuyor ister istemez. Kitap basılalı aylar oldu, ilk çıktığında hemen aldım, ama okumak bugünlere nasipmiş. Doğru zaman şimdiymiş.

Gelelim kitaba; Küçük Ayşe karşılıyor bizi kitapta, onu tanıyoruz, sorularına, arayışlarına eşlik ediyoruz. Belki bir çoğumuzun aklında olan soruları Ayşe Sarızeybek çok küçükken sormaya başlamış.Hayattaki amacımız ne? Burada neden varız? Sadece bir sayıdan mı ibaretiz? Etrafımdaki kadınlar neden acı çekiyor? İşte bu soruların yanıtlarını aramak için çıktığı yolculuk, bu yolculukta bulduğu yanıtlar ile bize yol gösteriyor yazarımız. Bu yolculuğu tarikatlar, manevi değerler, meditasyon, Batı kültürü gibi birçok geniş alana yönlendirmiş onu. Ben bu kitaba klasik kişisel gelişim kitabından ziyade kendi yorumumdaki kişisel gelişim kategorisine sokuyorum. Benim kategorimdeki bu kitaplar yol gösteren, insanı iyiliğe, güzelliğe yönlendiren, sorgulamanızı sağlayan, beyninize yeni bilgiler sokan ve sizlere değişik yolların da var olduğunu gösteren  yardımcı kitaplar. Kişisel gelişim kitabı bana çok klişe geliyor ve o kitapları hiç sevmiyorum. “Bak ben bunu yaptım, sen de yaparsan benim gibi olursun” şeklindeki kitaplar kişisel gelişim kitabı başlığı altında toplanıyor, aslında onlar otobiyografiden başka bir şey değil. Çünkü Ayşe Abla’nın dediği gibi, TEK GERÇEK SENSİN… Bu senin yolculuğun, şoför koltuğunda sen varsın, okudukların sadece sana co-pilot olarak yardımcı olabilir, o kadar…

Kitap içerisinde din, kadın, meditasyon, aile, kader sorgusu gibi birçok konuya değinilmiş. Konular o kadar akıcı ve konular içerisinde geçiş o kadar naifki, farkında olmadan birçok konuya dahil olup, “bunun da altını çizmeliyim, not almalıyım” duygusundan kaçamıyorsunuz. Okuduğunuz kısımların bazılarında kendinizi buluyorsunuz, bazılarında “keşke şu kişi de bunu okuyup uygulasa” diye içinizden geçiriyorsunuz. Bir ateist olarak din ile ilgili kısımları büyük bir merak ile okudum, bir kadın olarak duygudaşım oldu, meditasyon özürlü birisi olarak bir kez daha denemem gerektiğini hissettim, kader sorgularına dair birçok yeni yol buldum kitapta.

Bu arada torpil yorum gibi görünmesin diye gerçekten eleştirecek negatif bir şeyler aradım kitapta 🙂 bulamadım, bulsaydım yazacaktım. Bir iki yerde yazım yanlışı buldum o kadar 🙂 Bari bunu söyleyeyeyim 😛

Bireysel davranışların, hak yemelerin, doğa tahribatlarının hat safhada olduğu bu dönemde “keşke herkese ulaşsa bu kitap” diye geçirdim içimden. Ve bir taraftan da Ayşe Abla’yı tanımış oldum. Zaten kocaman olan saygım ve sevgim daha da bir arttı bu kitap sayesinde. Şu hayatta tanıdığım, nadir saf, temiz bir kalbe sahip olan bu kadının sizlere de ulaşması dileğiyle…

Herkese iyi okumalar…

Leave a Reply