Popüler olan, herkesin okuduğu kitaplara olan tavrımı bırakmam gerektiğini bir kez daha fark ettim bu kitap ile. Belki de bilinçaltında “kitap bu kadar iyi değil de, reklamı çok iyi yapılıyor” düşüncesi ile uzak durduğum bir yazardı Azra Kohen. Zamanında yine alıp kitaplığımda okunmayı bekleyen bir kitaptı Aeden. Ve sonunda kavuştuk, ve çok da güzel oldu. Geçen gün bir dost sohbetindeki gibidir belki de durum; bazı Kitaplar okuyucuya ulaşmak için doğru zamanı beklerler, ve bu kitap için de benim için bu zaman, doğru zamandı.

Avatar filminin sahnelerinde gibi gezdiğim Aeden gezegenine aşık oldum diyebilirim. Kusursuz bir düzene ait, huzurlu bir gezegen. Yaşayanların birbirine saygısının olduğu “can”a saygılı türlerin yaşadığı bir uygarlık. Ve bu uygarlıkta aynı ailede yaşayan Sonje ve Numi. Hiçbir şekilde anlaşamayan bu ikilinin sonrasında Dünya’ya düşen yolları ve buraya ait izlenimleri, eleştirileri. Aslında belki de kitap burada başlıyor. Çünkü onlar bizleri eleştirirken ayna tutuyorlar yaşantımıza. O kadar değişik, güzel ve Ezgi olarak haykırmak istediğim konulara değinmişki yazar, sanki benim sesim olmuş kitap. Okurken, keşke okuyan herkes bu kitaptaki gerçekliklerin yok ediciliğine inansa ve bir farkındalık oluşabilse diye düşündüm. Ve ne yazık ki koskoca Evren’de şansımıza var olduğumuz bu dünyada aslında ne kadar da şanssız, yıkıcı ve parazit formlu hayatlar yaşadığımızı düşündüm. Ve bir kez daha aslında bir tek evimizin var olduğunu ve bu evde geçici bir süre ile var olduğumuzu ve hepimizin bir ülkeye ait vatandaş kimliğinden ziyade “dünyalı” olduğumuzun fark edilmesini istedim.

 

Ve’ler, istekler bitmez… İçim acıyarak okudum bu kitabı. Masal ile gerçeği ayırt edebilen okurlara diye yazmış kitabın arkasına yazar, masalların gerçek, gerçeklerin masal olmasını dileyerek okudum ben bu kitabı.

 

Okumayan kaldıysa okusun derim, okumuş olanların da bir kez daha hatırlamasını dilerim…

 

iyi okumalar…

Leave a Reply


  • Arşivler