Aklımızda bir kaç soru işaretiyle gittik aslında Mardin’e. Ne giyeceğiz, ne yiyeceğiz, araba kiralasak sorun olur mu? Rahatça gezer miyiz?

Çorak iklim bekliyorduk, tamamen kahverengi göreceğiz diye bekliyorduk. İlk olarak buna şaşırdık. Asma bahçelerini gördük, lavantaları, gelincikleri gördük, 2-3 km de bir durduk, indik arabadan fotoğraf çektik. Hayran kaldık açıkçası doğuya. Yolda durdurulduk bir kere. Kamuflaj kıyafetleri ile bıyıklı sakallı amca ve asker tıraşlı ağabeyler gördük. Asıl o zaman çok korktuk. Artık ne kadar korktuysak hafif tebessümle “iyi yolculuklar” diledi yüzümüzü gören köy korucusu ve askerler.

Girdik şehirlerin içine, Midyat’a, Mardin’e, Nusaybin’e. Konuştuğumuz, selam verdiğimiz herkesin ağzında tek söz vardı; Alın şu kartımızı, başınıza bir şey gelirse, paranız biterse, teker patlarsa, nerede yemek yiyeceğinize karar veremezseniz, arayın 10 dakikaya oradayız. Şaşırdık…

Bir oteli ararken yolda durduğumuz motorsikletli iki genç emin olamadı otelin yerine, yollarını değiştirip aradılar oteli, dönüp bize haber verdiler; otel yukarıdaymış hocam, diye.Ağızlarda hep “hocam” sözcüğü vardı. Hoşumuza gitti.Bizi üç kişi olarak manastırda gören rehber sevindi. “Turlar zorunlu olarak geliyor ama, siz özellikle burayı görmek için gelmişsiniz, ne mutlu bize, çok memnun oldum sizi burada gördüğüm için” dedi, duygulandık…

Nusaybin’de uzaktan tanıdıklar çıktı, kızdılar bize niye daha önce haber vermedik diye, iki saat içinde hazırladıkları yemekleri sundular, kahveler, çaylar aldılar, elimizi cebimize sokturmadılar, utandık…
Mardin’de uzaktan tanıdıklar çıktı, bizi aldı arabası ile gezdirdi, 4 saatini bize harcadı, bir de üstüne kebap ısmarladı, utandık…
Hasankeyf’te liseli rehberimiz ile sohbet ettik. 50 yıldır yapılması planlanan baraj adı altında onların hayatlarının nasıl yok edilmeye çalışıldığını dinledik, utandık…
Arabadan iner inmez elimize papatya, nane sıkıştıran yüzü temiz, gönlü temiz çocukları gördük, götürdüğümüz boya kalemlerini verdiğimizde yüzlerindeki mutluluğu gördük, duygulandık.
Yani demem o ki; gidin görün bu eşsiz şehri. Tanışın oradaki insanlarla, dertleşin, dinleyin…

Mardin- Savur- Kılıt Köyü- Midyat- Hasankeyf- Nusaybin – Dara

Gidecek olanlara tavsiyeler;

– Tarihi yerlere gittiğinizde size oranın hikayesini anlatmak isteyen bir çok çocuk etrafınızı saracak. Sarılın onlara, öpün, dinleyin. Sonrasında para vermek yerine bizim gibi boya kalemi, tokalara, minik arabalar götürürseniz onları verin ve o yüzlerindeki ifadeyi görün, mutlu olun.

– Kıyafet konusunda bayanlar özellikle soru işareti yaşayabilir. Body ya da tişört giyebilirsiniz. Aslında etraftaki halkın çoğu sizi rahatsız etmez, ama siz rahatsız olabilirsiniz, sonuçta ortamda bu tarz gezen kişiler sadece siz olacaksınız. Bu yüzden yanınıza gerektiği zamanlarda kollarınıza v.s. örtmek için şal alabilirsiniz. Kiliselere, camilere girerken de zaten gerekiyor.

– Uçak biletini bir kaç ay önceden alın, ucuza gidin.

– Araç kiralamak çok mantıklı. Biz hava alanından kiraladık. Araba dizeldi ve 4 günlük gezi için 50 TL filan benzin parası harcadık. Arabanın günlüğü de 80 TL civarıydı.

-Midyat’ta çok lüks otellere para vermeye gerek yok. Bizim kaldığımız otelin geceliği 50 TL idi ve gayet temizdi. Mardin için Gazi Konağı’nda kaldık. Temizdi, güzeldi…

-Hasan Keyf’e kesinlikle gidin. Lise öğrencileri size rehberlik yapıyor ve oranın durumu ile ilgili en sağlam bilgiyi onlardan alabilirsiniz. Biz orada rehberimiz ile uzun (2-3 saatlik) bir yürüyüş yaptık. Biraz riskli de olsa çok keyifli bir gezi oldu.

-Midyat’ta Gelüşke Hanı var. Yemek yiyin orada kesinlikle. Kişi başı 30 TL ye boğazınıza kadar dolacaksınız.

 

Midyat

IMG_8123

Kılıt Köyü

kılıt2

Mardin Sokakları

mardin8

mardin7

Hasan Keyf

h9

h2

 

Leave a Reply